12 Eylül 2011 Pazartesi
YAMUK PRENSES VE YETERSİZ CÜCELER
Bir varmış bir yokmuş ...Vakti zamanında annelerin çocuklara anlattığı güzel mi güzel bir masal varmış. Gel zaman git zaman anneler her gece tekrarladıkları bu masalda bir tuhaflık olduğunu fark etmiş. Bu masal çocuklara değil, büyüklere göreymiş.
Kötü kalpli kraliçe: 18'lik Pamuk'la aşık atacak kadar narsist. Ağır derecede miyop olması da muhtemel. Yok o yıllarda botoks vs. yapılıyor ve kadın gerçekten daha güzel olduğu konusunda haklıysa vay halimize! Ayrıca durumu aynayla konuşacak kadar vahim. Atıcılık - avcılık gibi meslek sahipleriyle asla tanıştırılmamalı. Ömrünün sonuna kadar ayna ya da yansıtma özelliği olan metal - parlak bir cisme üç metreden fazla yaklaştırılmamalı.
Pamuk : Cüce müce yedi tane adamla bir ormanda yaşıyor. İlk günden açık kapısından içine girdiği evin yataklarını birleştirip derin bir uykuya dalıyor. Bu ne rahatlıktır yahu.
Diğer taraftan onca gün kader birliği ettiği cücelere karşı nankör. Hem adamların hayatına gir, lay lay loy loy sonra beyaz atlı prens gelince bir öpücükle atıversin seni atının arkasına. Adam prens bir kere boya posa bakan kim. Üstelik beyaz atı var. Gözü malda mülkte, öpücük bahane.
Cüceler: Bir prensesi elinde tutmayı becerememiş yetersiz yedi cüce. Bu masalda kullanılan, ezilen ve terk edilen oldukları için - üstelik yedisi birden- onlara söyleyecek fazla sözüm yok. Bir kez daha eve geldiklerinde yatakta uyuyakalmış bir prenses bulma ihtimalleri zayıf.
Beyaz atlı prens : Gençliğin verdiği bir saflığa sahip. Ormanda bayılıp ayılan her kadını öpüyorsa işi var. Üstelik bahtsız zavallım. Deli bir üvey kayınvalide, mıymıntı bir prenses ve yetmezmiş gibi yedi de kayınço...Tabi prens olayın romantik kısımdan itibaren masala dahil olduğu için henüz başına geleceklerden bihaber :)
RITSOS'DAN SEÇMELER
'ÜÇLEMELER'DEN / YANNIS RITSOS
O gece;
yanına varılmaz o kadın
öpmüyor kimseyi
onu öpecek kimse çıkmaz korkusuyla tek başına.
Beş uçlu bir yıldızla gizliyor
onu öpecek kimse çıkmaz korkusuyla tek başına.
Beş uçlu bir yıldızla gizliyor
bir tutam beyaz saçı
ve bütün güzelliğini yadsıması kadar güzel kendisi.
ve bütün güzelliğini yadsıması kadar güzel kendisi.
8 Eylül 2011 Perşembe
HAYAT BİR KARNAVALDIR
'La vida es un carnaval'
http://www.youtube.com/watch?v=-6jwAaBJHZ8
Güne iyi bir başlangış yaptıran şarkılar sıralamasında tartışmasız bir numara!Bir nevi Küba milli marşı .Sözleri güzel ama daha güzel olan ofise salsa yaparak girmemi sağlayan latin ezgileri.Küba'nın efsanevi sesi Celia Cruz mekanın cennet olsun..
Güne iyi bir başlangış yaptıran şarkılar sıralamasında tartışmasız bir numara!Bir nevi Küba milli marşı .Sözleri güzel ama daha güzel olan ofise salsa yaparak girmemi sağlayan latin ezgileri.Küba'nın efsanevi sesi Celia Cruz mekanın cennet olsun..
Sevgili Ayhan Sicimoğlu ve Latin All Stars grubu da sahne aldıkları her gece , bu enfes şarkının hakkını veriyor.Geçtiğimiz ay Suada 'da çok keyifi bir gece geçirdik.Kısa sohbetimiz sırasında orkestram eksik diye hayıflansa da , bana göre izlediğim en iyi performanslardan biriydi.
Ayhan Sicimoğlu..Her daim enerjik,güleryüzlü ve etkileyici.60'lık bir delikanlı.Yemekten anlayan , dahası çok iyi yemek yapan,hayatının her dönemini farklı bir memlekette geçirmiş özgür ruhlu bir müzisyen-üstad.O da 'arkadaş olunmak istenen ünlüler' listesinde bir numaram.Saatlerce konuşsa bıkıp usanmadan dinleyebilirim.Öyle çok şeyi var ki anlatacak..Televizyon programı gibi rengarenk bir adam.Kendi tabiri ile güzel olan herşeyin 'hastası'.Ben de grubun solisti Banu'nun hastasıyım.Sesiyle,yorumuyla ve fiziğiyle güney Amerika'dan çıkıp gelmiş gibi.İspanyolca bilmediğini öğrendiğimde çok şaşırmıştım.Hadi ben İspanyolca bilmiyorum ve abartıyorum diyelim.Özel bir gecede bir İspanyol'un Banu'nun İspanyolca bilmediğine inanamamasına ne demeli?Öyle muhteşem bir aksanı var ki ana dili İspanyolca sanırsınız.Latin All Stars'ın tüm kadrosu birbirinden yetenekli .Üstelik müzik yaparken acayip eğleniyorlar.
Sahnede kıvrak hareketlerle salsa yapan çiftleri görünce çok özeniyorum.Her konser sonrası içimde bir dans kursuna gitme hevesi doğuyor.Malesef haftada 1 gün 2 saat bile ayıracak vaktim yok.Bu kış için uzun zamandır ertelediğim başka projelerim var .
Arada sırada bir değişiklik yapmak,hayata heyecan katmak lazım.Ne de olsa hayat bir karnaval-herşeye ragmen!Hadi siz de dinleyin , gününüze enerji dolsun..
5 Eylül 2011 Pazartesi
DUKAN DİYETİ 3. AŞAMA - KORUMA EVRESİ
31 Ocakta başladığım Dukan Diyetinin 'atak' ve 'seyir'evrelerine ilişkin detaylı bilgiler vermiştim.Uzun zamandır bu diyetle ilgili herhangi bir şey yazmadığım için , takip edenler ile diyetin bu son evresini nasıl geçirdiğimi ve ulaştığım son noktayı paylaşmak istiyorum.
Bu etkili ve insanı kesinlikle bıktırmayan beslenme şekli sayesinde iki evre sonunda 10kg. verdim.64 kg.dan 54 kg. inmem yaklasık 3 ayımı aldı.Benim kadar yemek yemeyi seven ve özellikle doğumdan sonra pek çok deneme yapıp sonuca ulaşamayan biri için büyük başarı..Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, ben yapabildiysem herkes yapar!
Protein ve protein-sebze dönüşümlü iki aşamanın ardından son aşamada hayatıma giren pek çok ilave besin ile koruma evresini de bitirmiş oldum.Koruma evresinin süresi , verilen kilonun 10 gün ile çarpılmasıyla bulunuyor.10 kg. verdiğim için yaklasık 3 ay koruma programı uyguladım.Dr.Dukan'ın tespitlerine göre uzunca bir süre uygulanan diyet programlarından sonra aniden hızlı bir gıda tüketimi oldugunda metabolizma besinden alması gereken kaloriyi %30 daha fazla depoluyor.Gerçekten inanılmaz.Bu nedenle ağır diyetlerden sonra kilolar fazlasıyla geri geliyor.Metabolizmanın yeni kilosuna alışma süresi ise tam olarak 1 kg. için 10 gün.Bu süreden sonra artık mevcut beden ağırlığı kabullenildiği için metabolizma hızla yağ depolama telaşına girmiyor.Bu saatten sonra şansınızı zorlamazsanız tekrar kilo almanız çok zor.
Bu evrede uygulamanız gerekenler ise çok basit :
Bu etkili ve insanı kesinlikle bıktırmayan beslenme şekli sayesinde iki evre sonunda 10kg. verdim.64 kg.dan 54 kg. inmem yaklasık 3 ayımı aldı.Benim kadar yemek yemeyi seven ve özellikle doğumdan sonra pek çok deneme yapıp sonuca ulaşamayan biri için büyük başarı..Şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim ki, ben yapabildiysem herkes yapar!
Protein ve protein-sebze dönüşümlü iki aşamanın ardından son aşamada hayatıma giren pek çok ilave besin ile koruma evresini de bitirmiş oldum.Koruma evresinin süresi , verilen kilonun 10 gün ile çarpılmasıyla bulunuyor.10 kg. verdiğim için yaklasık 3 ay koruma programı uyguladım.Dr.Dukan'ın tespitlerine göre uzunca bir süre uygulanan diyet programlarından sonra aniden hızlı bir gıda tüketimi oldugunda metabolizma besinden alması gereken kaloriyi %30 daha fazla depoluyor.Gerçekten inanılmaz.Bu nedenle ağır diyetlerden sonra kilolar fazlasıyla geri geliyor.Metabolizmanın yeni kilosuna alışma süresi ise tam olarak 1 kg. için 10 gün.Bu süreden sonra artık mevcut beden ağırlığı kabullenildiği için metabolizma hızla yağ depolama telaşına girmiyor.Bu saatten sonra şansınızı zorlamazsanız tekrar kilo almanız çok zor.
Bu evrede uygulamanız gerekenler ise çok basit :
- Sebze ve protein dönüşümü uygulamaksızın her gün dilediğiniz kadar sebze ve protein tüketebilirsiniz.
- Her gün 2 dilim ekmek hakkınız var ki bu aşamaya gelenler için çok büyük bir ödül
- Her gün 1 porsiyon meyve serbest
- Haftada 1 gün bakliyat,1 gün de kepekli makarna -pilav yiyebilirsiniz
- Ve ilk yarıda haftada 1 öğün,ikinci yarıda ise haftada 2 öğün sınırsız-serbest bir öğününüz var.Kendinize tatlı ve alkolun de dahil edildiği harika bir ziyafet çekebilirsiniz!
RACLETTE
Yaza veda edip,kışa hazırlandığımız şu günlerde işte bir teselli ikramiyesi..Yazın sıcak nedeniyle ertelenen Raclette gecelerine geri dönüş başlamak üzere.Uzunca bir aradan sonra çok sevdiğim mutfağıma geri döndüm.Tabi Truff tarifimde de yazdıgım gibi ufak tefek aksiliklerin önüne geçemiyorum.Kullandığım bıçakların ne kadar keskin , Aslı'nın ise ne kadar sakar olduğunu unutuvermişim :)
Bu defa sizi fazla bir hazırlık yapmaksızın hazırlayacagınız, Fransızların geleneksel 'ocakbaşı' sayılan Raclette ile tanıştırmak istiyorum.İhtiyacınız olan en önemli araç bir Raclette makinesi.Bir çok ev gereçleri satan dukkanda bulabılırsınız.Hatta Tefal marka olarak ararsanız bulmanız cok daha kolay olur.Bu alet üstü teflon kaplı , altında küçükk çekmeceler olan basıt bir düzenekten olusuyor.Ust kısmına onceden haslayıp hazır edeceğiniz patateslerı ve tercıhınıze gore mantar-sarkuterı ya da cesıtlı sebzelerı ,alt kata da erimeye müsait bir peynir çeşidini koyabilirsiniz.Fransızlar bu yemek için özel raclette peyniri kullanıyorlar ama bizim de yaglı taze kaşar peynirlerimiz bu iş için gayet uygun,tecrübe edilmiştir :)Üst kısımda ısınmakta olan haşlanmıs patatesler tabağa alınır ve tercihe göre üzerine yine teflon düzenekte pişirilmiş malzemeler koyulur. En üstüne de küçük çekmecelerde erıtılmıs peynir dökülür.Özenle hazırlanmıs bir masa , belki bir salata ve masaya yerleştirilmiş peynır ve şarküteri çesıtlerı.Bu kadar basit!.Herkes kendi yemegını kendı istedıgı gıbı hazırlıyor.Hazırlaması kısa,sofrada eğlencesi uzun suren bır keyıf.Geçen kış hazırladığım sofranın fotolarına bakınca hemen birer raclette makinesi edineceğinize eminim.Yanına güzel bir kırmızı şarap açmayı unutmayın.
Afiyet olsun :)
AĞUSTOS VEDASI..
YALINLIGIN ANLAMI / YANNIS RITSOS
Yalın şeylerin arkasına gizleniyorum beni bulasın diye;
beni bulamazsan, eşyayı bulacaksın,
elimin dokurnduğu şeylere dokunacaksın,
parmak izlerimiz karışacak birbirine.
Ağustos mehtabı ışıyor mutfakta
kalaylanmış bir tencere gibi (sana bu söylediklerim
yüzünden öyle görünüyor),
boş evi ve evin diz çökmüş sessizliğini aydınlatıyor-
sessizlik hep öyle diz çökmüş gibi kalıyor.
Her sözcük bir geçittir
bir buluşmaya,çoğu zaman vazgeçilen,
işte o zaman doğrudur o sözcük; buluşmakta direttiği zaman.
3 Eylül 2011 Cumartesi
KOMŞUNUN BAHÇESİ - MIDILLI-MITILINI-LESVOS..
Midilli sahilinde küçük bir kafede ‘grec kahve’eşliğinde ılık ılık esen rüzgarın ve enfes bir manzaranın tadını çıkartmaktayım..Türk kahvesi mi yoksa Yunan kahvesi mi polemiğine gerek yok.Görsel olarak bizim kahveye benzeyen,bol köpüklü bir kahve.Gel gör ki lezzetine bakılırsa Türk kahvesi olmadığı aşikar.Lezzetsiz demiyorum ..Bilakis kahveyi sert bulanlar için,oldukca yumusak içimli , az kavrulmuş bir kahve.Esaslı kahve tutkunları için ise rakının yanında su sayılır ..
Bu yıl sezonu Bozcaada ile açıp Midilli ile kapatıyorum,şanslı bir yaz geçirdiğim şüphesiz.Sırasıyla Tenedos-Cunda-Lesvos daha ne olsun..Üstelik bayram tatili nedeniyle yaşanan tesadüfler de cabası.Bu hafta yolu Cunda civarına düşenlerin dostların sayısı hayli fazla,ne mutlu!
Ayvalık’tan sabah 08:30’da yola çıkması gereken ancak yogun protesto ve yuhalamalar eşliğinde saat 10:00 gibi hareket eden Jale Tur teknesiyle geldik.Yolculugumuz başlamadan macera ve aksiyon başlamıştı bile.Bağırış,çağırış alkış kıyamet havada uçuştu.Bir dahaki sefere biletimi Jale Tur yerine alternatif bir tur şirketinden alacağım kesin.
Limandan yurtdışı giriş-çıkışı yapmak oldukça ilginç bir deneyim.Ah şu vize denen karın ağrısı da olmasa ne güzel olurdu.Yaklasık 90 dakikalık bir seyrin ardından Midilli Limamındaydık.Pasaport kontrolünde uzunca bir kuyruk nedeniyle epeyce vakit kaybettik.Son yirmi yıldır karşı kıyıya bakıp , suyun öteki tarafını merak ettiğim için feribottaki karmaşa ve gereksiz gümrük mevzuatı bile keyfimi kaçıramadı.
Adanın merkezinde yüksel tavanlı şahane bir kafe var .Pallenino Cafe Cunda Taş Kahve’nin erkek kardeşi gibi..Duvarları siyah beyaz eski ada fotografları ile süslenmiş sıcacık bir mekan.Servis hızlı ve çalışanlar çok güleryüzlü.Yolunuz düşerse bir yorgunluk kahvesi için , Türk mü – Yunan kahvesi mi karıştırmayın J
Saat 14:00 itibariyle tüm dükkanlar kapanıyor.Şu ekonomik kriz döneminde Alman halkının Yunanistan’a mali yardımı neden reddettiğini şimdi anlıyorum.Sabah 05:00’de işbaşı yapan Hans,günde hepi topu 5-6 saat çalışan Yorgo’ya borç vermek istemiyor..
Yemek için denizin hemen üzerinde konumlanmış,yan yana dizili restaurantlardan herhangi birini seçtik.’Sisman Jimmy ‘..Bayramın ilk günü ( isim vermekte hiç bir sakınca görmüyorum)Cunda Harakop'da yediğimiz kazıktan sonra ilaç gibi geldi.Kazık derken kabarık bir hesaptan bahsetmiyorum, orası da var tabi ama keşke o kadarla kalsaydı.Baştan sonra fiyasko bir gece geçirdik.Servis,sunum,tarz-tavır fenaydı.Üstelik işletmeden telafiye yönelik en ufak bir girişim de göremedik.Bir özür bir nezaket nerdeee.Turizmden , işletmecilikten anlamayıp,işi bilmeden işe soyunanlar,talepkar olması gerekenin müşteri oldugunu unutanlar hiç kusuruma bakmasın.Bir zahmet 90 dk.lık serin bir deniz yolculugu yapıp turiste nasıl davranılırmış öğrensinler.En çok da masam dolsun , müşteri bir daha gelmezse gelmesin deyip , sonrasında bizim neden turizm gelirlerimiz Avrupa’dan çok düşük diye ağlananlara kızıyorum.Ne bekliyorsun be adam, her sene aynı yere gelip aynı kazığı yiyecek değil ya millet!
Jimmy’de oturmadan vaktimizin az oldugunu söyledik.Servis elemanı sorun olmaz süre yeterli dedi.Hızlıca menuyu ozetleyıp siparişleri aldı.Olması gereken sıra ile güleryüzlü bir servis yaptı.Salata için limon-zeytinyağı vs. istemeden getirdi,en güzeli de kendini hiç aratmadı.Yemekler acil hazırlanmasına ragmen inanılmaz özenliydi.Sipariş verdiğimiz herşeyin lezzeti yerindeydi,porsiyonlar da çok doyurucu öyle ki etraftaki kedilerle paylaşacak bir sürü yemek kaldı tabagımızda ..Hesap mı? Bizim yakda benzer bir yemeğe ödeyeceğimizin yaklasık yarısını ödedik.Adaya girerken Türkler için türkçe olarak özel bastırılmış kitapçıkta , yemek için çekinmeyin daima fiyatlar uygundur diye not düşülmüştü sahiden dogruymus.Fiyatların bu kadar kontrollü olması güzel.
Günübirlik geldiğim için plajlarını görme şansım olmadı.Midili oldukça büyük bir ada, pekk çok köyü ve beldesi var.Araba ile gezmeden bir kaç gece konaklamadan tam anlamıyla keşfedilecek gibi değil.Dilerseniz günlüğü 30-35 eu karsılıgında arac kıralayabılır,dilerseniz Ayvalık'tan yeşil kart çıkarttırarak kendi aracınızı getirebilirsiniz.
Yiyip,içip,iyot kokusunu ciğerlerime çekip zamanı yavaşlattığım harika bir gündü.Sevgili Dukan kusura bakmasın ..Adanın rengarenk dondurmasından , badem ezmesinden tatmadan olur mu hiç.Üstelik güleryüzlü,misafirperver güzel insanlar tanıdım.Kim demiş halklar arasında husumet , düşmanlık var diye!Bir kaç hafta sonra başlayacak yunanca derslerim için şimdi çok daha heyacanlıyım.Gelecek yıl pratik yapmayı bahane edip komşu bahçeye yine gireceğim kesin...
Panellinio : (0030) 22530 22720
Sisman Jimmy : Christougennon 44 ( Fener bilgesi sağ mendirek)
Tel: (0030) 22510 42614
Ulasım için :
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




