Yalın şeylerin arkasına gizleniyorum beni bulasın diye;
beni bulamazsan, eşyayı bulacaksın,
elimin dokurnduğu şeylere dokunacaksın,
parmak izlerimiz karışacak birbirine.
Ağustos mehtabı ışıyor mutfakta
kalaylanmış bir tencere gibi (sana bu söylediklerim
yüzünden öyle görünüyor),
boş evi ve evin diz çökmüş sessizliğini aydınlatıyor-
sessizlik hep öyle diz çökmüş gibi kalıyor.
Her sözcük bir geçittir
bir buluşmaya,çoğu zaman vazgeçilen,
işte o zaman doğrudur o sözcük; buluşmakta direttiği zaman.
5 Eylül 2011 Pazartesi
AĞUSTOS VEDASI..
YALINLIGIN ANLAMI / YANNIS RITSOS
3 Eylül 2011 Cumartesi
KOMŞUNUN BAHÇESİ - MIDILLI-MITILINI-LESVOS..
Midilli sahilinde küçük bir kafede ‘grec kahve’eşliğinde ılık ılık esen rüzgarın ve enfes bir manzaranın tadını çıkartmaktayım..Türk kahvesi mi yoksa Yunan kahvesi mi polemiğine gerek yok.Görsel olarak bizim kahveye benzeyen,bol köpüklü bir kahve.Gel gör ki lezzetine bakılırsa Türk kahvesi olmadığı aşikar.Lezzetsiz demiyorum ..Bilakis kahveyi sert bulanlar için,oldukca yumusak içimli , az kavrulmuş bir kahve.Esaslı kahve tutkunları için ise rakının yanında su sayılır ..
Bu yıl sezonu Bozcaada ile açıp Midilli ile kapatıyorum,şanslı bir yaz geçirdiğim şüphesiz.Sırasıyla Tenedos-Cunda-Lesvos daha ne olsun..Üstelik bayram tatili nedeniyle yaşanan tesadüfler de cabası.Bu hafta yolu Cunda civarına düşenlerin dostların sayısı hayli fazla,ne mutlu!
Ayvalık’tan sabah 08:30’da yola çıkması gereken ancak yogun protesto ve yuhalamalar eşliğinde saat 10:00 gibi hareket eden Jale Tur teknesiyle geldik.Yolculugumuz başlamadan macera ve aksiyon başlamıştı bile.Bağırış,çağırış alkış kıyamet havada uçuştu.Bir dahaki sefere biletimi Jale Tur yerine alternatif bir tur şirketinden alacağım kesin.
Limandan yurtdışı giriş-çıkışı yapmak oldukça ilginç bir deneyim.Ah şu vize denen karın ağrısı da olmasa ne güzel olurdu.Yaklasık 90 dakikalık bir seyrin ardından Midilli Limamındaydık.Pasaport kontrolünde uzunca bir kuyruk nedeniyle epeyce vakit kaybettik.Son yirmi yıldır karşı kıyıya bakıp , suyun öteki tarafını merak ettiğim için feribottaki karmaşa ve gereksiz gümrük mevzuatı bile keyfimi kaçıramadı.
Adanın merkezinde yüksel tavanlı şahane bir kafe var .Pallenino Cafe Cunda Taş Kahve’nin erkek kardeşi gibi..Duvarları siyah beyaz eski ada fotografları ile süslenmiş sıcacık bir mekan.Servis hızlı ve çalışanlar çok güleryüzlü.Yolunuz düşerse bir yorgunluk kahvesi için , Türk mü – Yunan kahvesi mi karıştırmayın J
Saat 14:00 itibariyle tüm dükkanlar kapanıyor.Şu ekonomik kriz döneminde Alman halkının Yunanistan’a mali yardımı neden reddettiğini şimdi anlıyorum.Sabah 05:00’de işbaşı yapan Hans,günde hepi topu 5-6 saat çalışan Yorgo’ya borç vermek istemiyor..
Yemek için denizin hemen üzerinde konumlanmış,yan yana dizili restaurantlardan herhangi birini seçtik.’Sisman Jimmy ‘..Bayramın ilk günü ( isim vermekte hiç bir sakınca görmüyorum)Cunda Harakop'da yediğimiz kazıktan sonra ilaç gibi geldi.Kazık derken kabarık bir hesaptan bahsetmiyorum, orası da var tabi ama keşke o kadarla kalsaydı.Baştan sonra fiyasko bir gece geçirdik.Servis,sunum,tarz-tavır fenaydı.Üstelik işletmeden telafiye yönelik en ufak bir girişim de göremedik.Bir özür bir nezaket nerdeee.Turizmden , işletmecilikten anlamayıp,işi bilmeden işe soyunanlar,talepkar olması gerekenin müşteri oldugunu unutanlar hiç kusuruma bakmasın.Bir zahmet 90 dk.lık serin bir deniz yolculugu yapıp turiste nasıl davranılırmış öğrensinler.En çok da masam dolsun , müşteri bir daha gelmezse gelmesin deyip , sonrasında bizim neden turizm gelirlerimiz Avrupa’dan çok düşük diye ağlananlara kızıyorum.Ne bekliyorsun be adam, her sene aynı yere gelip aynı kazığı yiyecek değil ya millet!
Jimmy’de oturmadan vaktimizin az oldugunu söyledik.Servis elemanı sorun olmaz süre yeterli dedi.Hızlıca menuyu ozetleyıp siparişleri aldı.Olması gereken sıra ile güleryüzlü bir servis yaptı.Salata için limon-zeytinyağı vs. istemeden getirdi,en güzeli de kendini hiç aratmadı.Yemekler acil hazırlanmasına ragmen inanılmaz özenliydi.Sipariş verdiğimiz herşeyin lezzeti yerindeydi,porsiyonlar da çok doyurucu öyle ki etraftaki kedilerle paylaşacak bir sürü yemek kaldı tabagımızda ..Hesap mı? Bizim yakda benzer bir yemeğe ödeyeceğimizin yaklasık yarısını ödedik.Adaya girerken Türkler için türkçe olarak özel bastırılmış kitapçıkta , yemek için çekinmeyin daima fiyatlar uygundur diye not düşülmüştü sahiden dogruymus.Fiyatların bu kadar kontrollü olması güzel.
Günübirlik geldiğim için plajlarını görme şansım olmadı.Midili oldukça büyük bir ada, pekk çok köyü ve beldesi var.Araba ile gezmeden bir kaç gece konaklamadan tam anlamıyla keşfedilecek gibi değil.Dilerseniz günlüğü 30-35 eu karsılıgında arac kıralayabılır,dilerseniz Ayvalık'tan yeşil kart çıkarttırarak kendi aracınızı getirebilirsiniz.
Yiyip,içip,iyot kokusunu ciğerlerime çekip zamanı yavaşlattığım harika bir gündü.Sevgili Dukan kusura bakmasın ..Adanın rengarenk dondurmasından , badem ezmesinden tatmadan olur mu hiç.Üstelik güleryüzlü,misafirperver güzel insanlar tanıdım.Kim demiş halklar arasında husumet , düşmanlık var diye!Bir kaç hafta sonra başlayacak yunanca derslerim için şimdi çok daha heyacanlıyım.Gelecek yıl pratik yapmayı bahane edip komşu bahçeye yine gireceğim kesin...
Panellinio : (0030) 22530 22720
Sisman Jimmy : Christougennon 44 ( Fener bilgesi sağ mendirek)
Tel: (0030) 22510 42614
Ulasım için :
29 Ağustos 2011 Pazartesi
MUTLU BAYRAMLAR
Çocukluğumda bayram ; kalabalık,telaş,neşeli bir curcuna demekti.Şimdilerde ise tam tersine olağan telaşlardan, İstanbul'dan uzakta geçirilebilecek en az 4 gün demek!
Bayramları doyasıya yaşayabilen son nesiliz sanırım.Benim çocukluğum kocaman bir ailede geçti.Aynı apartmanda babaannem,halalarım ile birlikte yaşıyorduk.Dolayısıyla bayramlarımız da oldukça kalabalık ve şenlikliydi.Sabahları evin erkekleri namaza gider, babaannem de bayram kahvaltısı hazırlığına girişirdi.O zamanlar da uykuya düşkün olduğumdan namaz saatlerinin bu kadar erken olmasına söylenirdim içimden :) Babamlar geldiğinde hep birlikte sofraya oturulurdu.Masada kenarları yaldızlı porselen takımlar ve özenle hazırlanmış çiğ börek olurdu mutlaka,çıtır çıtır, sıcacık..Ece , Müge ve ben kahvaltının ilerleyen saatlerinde sıkılıp itileşmeye başlardık.Çocukça didişmelerimize babaanneciğim nokta koyardı :
-E hadi bakalım bayramlaşalım artık,kim elimi öpecek önce?
Yerimizden fırlayıp ellerine sarılırdık,sonra sırasıyla dedem,annem,babam ve tüm aile ile bayramlaşırdık.Daima ilk harçlığımı babaannemden ikinciyi de Ayşem Halam dan alırdım.Bir de babaannemde badem şekeri ve iki ucu fiyonk şeklinde bağlanmış karamel şekerlerden olurdu,bayılırdım!Saat biraz daha makul olduğunda annemden izin isteyip konu komşuyu gezmeye başlardık.Çok eski bir devirden bahsetmiyorum,20 yıl önce çocuklar bayramlarda komşu evleri ziyaret edip şeker , mendil toplayabiliyordu.Böyle düşündüğümde oğlum ve akranları için çok üzülüyorum..Neyse başta evimizin hemen karşısındaki TCDD lojmanlarında oturan Gülseren teyze olmak üzere cadde boyu sıralanmış tüm komşulara uğrardık.
Öğleden sonra anne tarafına ziyaretler başlardı.Kahvaltı nasıl babaannemde yapılıyorsa , aksam yemegı de teyzem ve dayımla anneannemde yenirdi.Şahane turşular yapardı anneannem ,sofrada mutlaka rengarenk tursular olurdu.Bayram akşamı da sabahı gibi şenlikli ve neşe içinde geçerdi.
Ve 20 yıl sonrasının bayramlarında , hayatın olağan telaşlarından bıkıp usanmış anne babalar çocuklarını da alıp sakin ve dingin yerlere kaçıyorlar-kaçıyoruz.Bayramlaşma için teknoloji var çok şükür.Bir kaç sms,facebook mesajı ve bir kaç dakika süren telefon görüşmesi yetiyor da artıyor bile.İstanbul'da kalsak,çocuğu el öpmeye gönderecek konu komşu,mahallede serserılık edecegı arkadaşı,harçlıklarıyla kosup şekerleme alacagı mahalle bakkalı da yok nasılsa..
Sevgi ve huzur dolu nice mutlu bayramlara..
Bayramları doyasıya yaşayabilen son nesiliz sanırım.Benim çocukluğum kocaman bir ailede geçti.Aynı apartmanda babaannem,halalarım ile birlikte yaşıyorduk.Dolayısıyla bayramlarımız da oldukça kalabalık ve şenlikliydi.Sabahları evin erkekleri namaza gider, babaannem de bayram kahvaltısı hazırlığına girişirdi.O zamanlar da uykuya düşkün olduğumdan namaz saatlerinin bu kadar erken olmasına söylenirdim içimden :) Babamlar geldiğinde hep birlikte sofraya oturulurdu.Masada kenarları yaldızlı porselen takımlar ve özenle hazırlanmış çiğ börek olurdu mutlaka,çıtır çıtır, sıcacık..Ece , Müge ve ben kahvaltının ilerleyen saatlerinde sıkılıp itileşmeye başlardık.Çocukça didişmelerimize babaanneciğim nokta koyardı :
-E hadi bakalım bayramlaşalım artık,kim elimi öpecek önce?
Yerimizden fırlayıp ellerine sarılırdık,sonra sırasıyla dedem,annem,babam ve tüm aile ile bayramlaşırdık.Daima ilk harçlığımı babaannemden ikinciyi de Ayşem Halam dan alırdım.Bir de babaannemde badem şekeri ve iki ucu fiyonk şeklinde bağlanmış karamel şekerlerden olurdu,bayılırdım!Saat biraz daha makul olduğunda annemden izin isteyip konu komşuyu gezmeye başlardık.Çok eski bir devirden bahsetmiyorum,20 yıl önce çocuklar bayramlarda komşu evleri ziyaret edip şeker , mendil toplayabiliyordu.Böyle düşündüğümde oğlum ve akranları için çok üzülüyorum..Neyse başta evimizin hemen karşısındaki TCDD lojmanlarında oturan Gülseren teyze olmak üzere cadde boyu sıralanmış tüm komşulara uğrardık.
Öğleden sonra anne tarafına ziyaretler başlardı.Kahvaltı nasıl babaannemde yapılıyorsa , aksam yemegı de teyzem ve dayımla anneannemde yenirdi.Şahane turşular yapardı anneannem ,sofrada mutlaka rengarenk tursular olurdu.Bayram akşamı da sabahı gibi şenlikli ve neşe içinde geçerdi.
Ve 20 yıl sonrasının bayramlarında , hayatın olağan telaşlarından bıkıp usanmış anne babalar çocuklarını da alıp sakin ve dingin yerlere kaçıyorlar-kaçıyoruz.Bayramlaşma için teknoloji var çok şükür.Bir kaç sms,facebook mesajı ve bir kaç dakika süren telefon görüşmesi yetiyor da artıyor bile.İstanbul'da kalsak,çocuğu el öpmeye gönderecek konu komşu,mahallede serserılık edecegı arkadaşı,harçlıklarıyla kosup şekerleme alacagı mahalle bakkalı da yok nasılsa..
Sevgi ve huzur dolu nice mutlu bayramlara..
26 Ağustos 2011 Cuma
ADRİYATİĞİN SESSİZ KRALİÇESİ - VENEDİK
Aslında 'Venedik bir masal şehri değil masalın ta kendisi'. Daracık, rutubet kokan sokaklar, yüzlerce kanal, irili ufaklı köprüler ve hayranlık uyandıran yapıları ile her gidildiğinde tadı damakta kalıyor. Benim gibi 'eski' meraklıları için tam da biçilmiş kaftan.
Olmazsa olmazlardan biri de Rialto köprüsünden geçmek ve Büyük Kanal üzerindeki gondolları,vaporettoları izlemek. Bu köprünün altında ya da üstüne öpüşmenin aşkı köprü gibi sağlam kılacağına inanılıyor. Kulağınızın bir köşesinde olsun. Romantik bir seyahat planlarsanız Rialto'ya uğrayın.
Yorgunluğunuzu atmak için irili ufaklı cafelerde kahve içmeyi, gondol sefası yapmayı ve pek tabi ki Murano&Burano adalarını ziyaret etmeyi unutmayın.
- THY ile direk uçuşlar mevcut.Milano'dan da yaklaşık 2,5 saat süren bir araba yolculuğu ile de ulaşım sağlayabilirsiniz.
- Araba ile giderseniz aracınızı şehrin girişindeki otoparklardan birine bırakmak ve günlük 20 EU otopark ücreti ödemek zorundasınız.
- Venedik'in içinde yürüyerek gezmek en güzeli ama vakit dar ya da büyük kanal boyunca gezinti olur derseniz Vaporettoları kullanabılırsınız.Büyük kanalın hemen hemen her noktasında bir iskele bulunuyor.
- Konaklama için fiyat olarak daha uygun , konfor olarak daha yüksek olan kara kısmındaki yerleşim bölgesi Mestre'yi tercih edebilirsiniz.Fakat gitmişken Venedik'in gecesini de yaşamak lazım , bir Venedik evinde konaklamalı derseniz Venedik'in içinde de pek çok otel mevcut.Bu otellerin çoğu eski evlerden bozma,ilginç yapılar.Benim tercihim her zamanki gibi 'eski'den yana oluyor :)Unutmadan Mestre'de kalırsanız Venedik'e Vaporetto ile geçmeniz gerekir.
- Yeme-içme konusunda Italya da olan hersey burada da mevcut.Pizza&şarap&tiramusu üçlemesiyle hoş bir öğün geçirebileceğiniz gibi,daha lüks lokantalarda canlı müzik farkı da ödemeyi öngörerek çok daha afili bir yemek de yiyebilirsiniz,size kalmış.Fiyatlar ortalamanın biraz üzerinde ama dünyanın en turistik yerlerinden birinde ödemeyi düşündüğünüz hesaptan kesinlikle daha az bir ödeme yapıyorsunuz.
- Görülecek belli başlı yerler ise : San Marco Meydanı,Saat Kulesi,San Marco Bazilikası,Duka Sarayı,Çan Kulesi,Rialto Köprüsü
- Unutmadan , gondolda keyif yapmak oldukça pahalı ama bir kaç kişiyseniz daha kabul edilebilir bir ücret ödeyebilirsiniz.Bana sorarsanız gitmişken sempatik gondolcuların sohbetine iştirak ederek 20-30 dk.Venedik'in güzelliğini suyun içinden izlemeye değer.
10 Ağustos 2011 Çarşamba
Gümüşsuyu'nda Bir İtalyan-PIZZERIA PIDOS
Dün akşam yine Pidos'daydım.Farkettim ki ne zaman yolum Taksim civarına düşse son durağım burası oluyor.Ayaklarım beni dosdoğru Gümüşsuyu'na götürüyor.İstiklal 'in kalabalığına karışmadan, güleryüzlü bir servis ve enfes yemekler için değişmez adresim.
Bazen sadece bir kadeh Sarafin sauvignon blanc eşliğinde birilerini bekliyor oluyorum , bazen de dün akşam gibi bir fincan kahve ve güzel bir kitap eşliğinde keyif yapıyorum.Yeşil beyaz ekoseli masa örtüleri , duvarları süsleyen siyah beyaz fotograflar ve huzur veren dekorasyonu ile kendimi İtalya'da hissettiyor,belki de bu yüzden çok seviyorum Pidos'u.
Bu yaz o kadar sık gitmişim ki , dün akşam servis elemanlarından biri ile şakalaştık ' burası bizim evin mutfagı gibi oldu 'dedim.Her zamanki gibi menuyu uzatmadan sordu ' Yemek alacak mısınız yoksa bir aperatif eşliğinde vakit mi geçireceksiniz ?' . Bugün fazla vaktim yok dedim, bol köpüklü bir cappucino ve buz gibi su yeter de artar bile.Sabahtan beri sırtımda taşıdığım bilgisayarımı , küçük bir valiz haline gelen omuz çantamı ve üzerime çökmüş günün bütün yorgunluğunu masaya bırakıp salı gününe şahane bir nokta koydum.
Her daim sakin ve çok hoş bir ambiyansa sahip , gerçek İtalyan lezzetlerini tadabileceğiniz , farklı şarap alternatifleri sunan , üstelik hizmet-fiyat dengesine göre hesabı öderken gayet mutlu ayrılacağınız bu pizzeriayı vakit kaybetmeden keşfedin.
Ve son olarak işte benim tercihlerim:
Başlangıç : Parmesan & Fume Et
Ana Yemek :Pazı yaprağında Levrek ya da Pizza Filetto
Tatlı : Panna Cotta
Kırmızı Şarap : Cabarnet Sauvignon Merlot
Afiyet Olsun :)
Pizzeria Pidos :Dünya Sağlık Sk. No:13 Gümüşsuyu
Tel : (0212) 249 40 40
8 Ağustos 2011 Pazartesi
BEDENE DEĞİL RUHA ESTETİK GEREK
Kelliğe ve şişmanlığa çare bulan yüzyılın mucidi sayılır, yedi sülalesi de ihya olur diyordum. Kadınların sonu gelmez kilo şikayeti ve bedeninden memnuniyetsizliği Malum günümüzün kadını da erkeği de kişisel bakımını son derece önem veriyor.Görsellik önemli,estetik kaygılar tavan yapmış vaziyette.Botoks,lipo,kesme-germe operasyonlarına şıp diye karar verilip dünyanın parası ödeniyor.Artık tüm bu uygulamalar lüks değil bir gereklilik.
Dış görünüşü hallettik diyelim,beğenilmeyen kemerli bir burun , kalın bir bacak ya da mutsuz eden ince dudakları yaptırdık.Peki ya içimizde,ta derinlerde duran duyguları nasıl istediğimiz gibi şekillendireceğiz? Esas mesele bu.Ruhun eski ve soluk yüzü bedene yansıdığı sürece güzellikten bahsedilebilir mi hiç..
O halde bu listeye bir ilavem daha var.Duygulara lipo yapıp , istenmeyen tüyler gibi istenmeyen duyguları da yok edebilen değil yüzyılın gelecek yüzlerce yılın mucidi olur.
* Doktor bey azıcık aşk acısı çekiyorum , durumlar da düzelecek gibi değil.Umutsuz bir vaziyet.Sen gel benim şu yüreğime doğru batan 'kıpırıtıyı' bir törpüle.Rahat bir nefes alayım.
Ne dersiniz hoş olmaz mıydı ?
Dış görünüşü hallettik diyelim,beğenilmeyen kemerli bir burun , kalın bir bacak ya da mutsuz eden ince dudakları yaptırdık.Peki ya içimizde,ta derinlerde duran duyguları nasıl istediğimiz gibi şekillendireceğiz? Esas mesele bu.Ruhun eski ve soluk yüzü bedene yansıdığı sürece güzellikten bahsedilebilir mi hiç..
O halde bu listeye bir ilavem daha var.Duygulara lipo yapıp , istenmeyen tüyler gibi istenmeyen duyguları da yok edebilen değil yüzyılın gelecek yüzlerce yılın mucidi olur.
* Doktor bey azıcık aşk acısı çekiyorum , durumlar da düzelecek gibi değil.Umutsuz bir vaziyet.Sen gel benim şu yüreğime doğru batan 'kıpırıtıyı' bir törpüle.Rahat bir nefes alayım.
Ne dersiniz hoş olmaz mıydı ?
4 Ağustos 2011 Perşembe
JE SUIS MALADE ...'Hastayim'
Bu ara sıklıkla dinledğim iki şarkı var.
Biri arabeskin kraliçesi Sezen Aksu'nun sevdiğim ender şarkılarından biri ,diğeri de Lara Fabian'ın müthiş yorumladığı bir şaheser.Geçen gece damardan bir şeyler istedi canım,her daim hoş beş olmuyor.Bazen de canı yansın istiyor insan ,dinlediği şarkı alıp götürsün uzaklara.
Bir tarafta , arkasını dönüp gidemeyen,kimseyi hayatından çıkartmayan Sezen ,diğer tarafta terkedilmiş ve hayatın tüm anlamını kaybetmiş Lara.İki farklı lisanda ,iki farklı yorum.Hissettirdikleri ise şaşırtıcı derecede aynı.Giden - gidemeyen- ya da kalan olmanın ne önemi var , söz konusu olan bir vazgeçiş olduğunda...
http://www.youtube.com/watch?v=bIIL5p7_WKk
http://www.youtube.com/watch?v=km0ewWCZDCk
je ne rêve plus
je ne fume plus
je n'ai même plus d'histoire
je suis seule sans toi
je suis laide sans toi
comme une orpheline dans un dortoir
je suis malade
complètement malade
comme quand ma mère sortait le soir
et qu'elle me laissant seule avec mon désespoir
....
rüya görmüyorum artık
sigara da içmiyorum
artık bir öyküm de yok
sensiz dağılmışım ,sensiz yerlere saçılmışım
bir yetimhanedeki öksüz gibiyim
hastayım
tam anlamıyla hastayım
tıpkı annemin geceleri
beni umutlarımla yapayalnız bırakıp gittiği gibi
....
Biri arabeskin kraliçesi Sezen Aksu'nun sevdiğim ender şarkılarından biri ,diğeri de Lara Fabian'ın müthiş yorumladığı bir şaheser.Geçen gece damardan bir şeyler istedi canım,her daim hoş beş olmuyor.Bazen de canı yansın istiyor insan ,dinlediği şarkı alıp götürsün uzaklara.
Bir tarafta , arkasını dönüp gidemeyen,kimseyi hayatından çıkartmayan Sezen ,diğer tarafta terkedilmiş ve hayatın tüm anlamını kaybetmiş Lara.İki farklı lisanda ,iki farklı yorum.Hissettirdikleri ise şaşırtıcı derecede aynı.Giden - gidemeyen- ya da kalan olmanın ne önemi var , söz konusu olan bir vazgeçiş olduğunda...
http://www.youtube.com/watch?v=bIIL5p7_WKk
http://www.youtube.com/watch?v=km0ewWCZDCk
je ne rêve plus
je ne fume plus
je n'ai même plus d'histoire
je suis seule sans toi
je suis laide sans toi
comme une orpheline dans un dortoir
je suis malade
complètement malade
comme quand ma mère sortait le soir
et qu'elle me laissant seule avec mon désespoir
....
rüya görmüyorum artık
sigara da içmiyorum
artık bir öyküm de yok
sensiz dağılmışım ,sensiz yerlere saçılmışım
bir yetimhanedeki öksüz gibiyim
hastayım
tam anlamıyla hastayım
tıpkı annemin geceleri
beni umutlarımla yapayalnız bırakıp gittiği gibi
....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

